2 Aralık 2015 Çarşamba

Kaldırımlar

Uzun sokakata yürüyordum işte. Her zaman ki o aptal sokaktayım. Her zaman kaldırıma oturmayı ve seninle aptal bir ara sokakta konuşmayı çok sevmiştim. Şimdi sahilde giderken bi saniye bile yalnız kalamıyorsam bunu  sebebi, budur. Bugün yaşadığım şehrim tüm sokakaları keşfedilmiş. Ben isterdim ki bu sokak benim, bu kaldırım benim, kimse görmesin ve bilmesin.

Bi rüya görmüştüm hani sende vardın içinde bir yaylaya tırmanıyoruz ve bana diyorsun ki Sakın ama sakın yalnız gitme pinnarutii, sakın yalnız gitme.Bugün sana bir şey itiraf etmek istiyorum. Ben yalnız yola çıktım ve gerçekten bundan çok sıkılsam da o yolda hani şu cocukla tanışmıştım. Dünya da gördüğüm en güzel öpücüğü ondan koparmıştım, hatta biliyor musun kimseye söylemedim bir tek o kız görmüştü bizi su sarı saçlı cocuk, ondan bile daha iyidi çünkü neden biliyor musun? haydi anlatayım.
Zannediyorsunuz ya hep lüks isteriz ve hep isteriz yanılıyorsunuz işte. Hatta biliyor musun  o gün cebinde hiç parası yoktu ona içki bile ısmarlamıştım çünkü gerçekten hiç bir çıkarımız yok sadece ve sadece konuşmaya çalışmak için uğraşıyorduk ve biliyorsun güzel de sayılmam buna rağmen bu kadar güzel, nazik ve yürekten davrandığı için sadece gel demesi bile yeterdi toplamda biriktirdiğim -5 bin tl var ya onu ona verip hadi yaa bırak bu aptalları demeye dün razıydım. Benden o kadar çok var ki çünkü bıkmış, kırılmaktan bıkmışız. Sadece bi alkam yemeği ve şu kızı götüreyim de ne olursa olsun, diye kafa planı yapmış erkeklerden gerçekten bıkmışız
Kaldırım meselesi şimdi isterdim ki hani sen gittin ya, AVM karşılaştık beni görünce dayanamadın ve resmen boynuma sarılmana bir karış kalmıştı kendini tuttun. Bende içimden yeniden lütfen başlamayalım, bitti. Lütfen bitti dedim ama istedim ki hadi ama, hadi ama bir kez daha deneyelim biz kadınlar asla vazgeçmeyiz. Ya da ben her ne isem asla kolay vazgemiyorum.
şimdi ardıma bakıyorm da 29 yaşındayım. Ben Ayşen Guruda yaşına geldim ve 22 yaşında hayalim neydi.Gitmekti ne olacağımı bilmiyorum ama başarılı olacaktım, ben çok mutlu olacaktım, hala da beklentilerim çok yüksek ya. Ben ben ben  ben işte ben her ne isem şuanda  bombalanmış  2 katlı bitap bir ev gibi hissediyorum. ve 22 yaşından sonra anladım ki ben hep yaşamak ile ucurum arasında gitmeye daha çok meyilli olacaktım. 22 yaşında ne mi oldu :)


Offf ve üstüme yük olan şu bedensel  sözler nefret ediyorum sizlerden. Kurtulmak istiyorum ama pişmalıktan da korkuyorm ben sağlamcıyım işte. Neyse tüm yazıların sebebi benim sokaklarım keşfedilmiş benim caddelerimde bir sürü insan var, bundan nefret ediyorum. Ben pinnarti ölü kız, mezarımda hiç bir zaman mutlu değilim. mezarımda mutlu olmaya çalıştıkça, kurtlar, yılanlar ve kurşunlar beni sardı. Benim tüm caddelerimde insanlar ve zihnimda aptalca kurgular.

Ama biliyor musun sen harika gülümsüyorsun ve gerçekten iyi fransız öpücüğünden anlıyorsun.

29 Eylül 2015 Salı

Ölü kız uçsun mu?

Selam, oradaki, oarada biri varsa eğer bu yazıdan uzaklaşsın ve beni kendimle bıraksın,

 Uzun süredir yazmıyordum, inan boğuluyorum yine. Son 2-3 gündür o kadar kavga ettim ki kendimle artık yoruldum. Kendimi yine çok değersiz hissediyorum. Yine şu eski günlerdeki gibi ufak gelgitler demek istemiyorum aslında çünkü bu kez gelenler hadi git, yap diyor.

Arkama baktığımda inanılmaz pislenmiş, kirlenmiş hissediyorum. Taputum leş içinde ve kimseye anlatsamda anlamayacak kadar hüzün içindeyim, inan çok acı çekiyorum.Eskiden çok ama çok zor ağlardım şimdi de pek ağladığım söylenemez ama en azından 3-5 damla göz yaşım var.İnan ki toprak altında ağlamak çok zor. biliyor musun?  tüm bu saçmalıkları neden ben yaşıyorum, ben ölü kız, bu dünya da cehennemi yaşayan kız,  tanıştığım tüm erkekler tarafından, derin izler bu ölü kızın defteri hiç kabarık değil hemde hiç. Buna rağmen acı, üzüntü ve değersizlik ....

Yine benim eski çalıştığım bir yerde başarılı bir iş yapmıssın. Çok üzgünüm seni sevmediğim için çok üzgünüm o kadar nefret ediyorum ki kendimden, bu duyguyu sana anlatamam ve  adım gibi eminim. Sevgilim,  beni,kimse senin kadar sevmeyecek ama şimdi sırf ben sen beni seviyorsun, diye hayatını nasıl mahvederim? Ben bir serseri , karasız ne istediğini bilmez, kırıcı ve ağzı bozuk çirkin bir ölü kızım. Deftetimin tüm sayfaları seninle kaplı. Seninle aylardır görüşmeme rağmen nasıl oluyor da beni üzebiliyorsun? Sevgilim, bitti derken çok ciddiydim bedenim bu memelekette ama ruhum yok ölü bir kızım. Nefret ediyorum  bu memeletten sırf aptalca bı duyguya karsı cıkabılmek için  gitmiyorum. Gitmiyorum, parasız ve çaresizim. Senden sonraki ruhların hangisi anladı beni? Nnothing diyip gülümsemen gibi. Hiç, ben bir ölü kızım, ölü kız olmayı ve ölümü seçtim.Ruhuma bin kere dedim, gitmek istiyorum, araba sürerken, yolda yürüken, ya da aptal bir ağacın yanından geçerken hadi, gel ve al beni. O kadar cesaretsiz ve zayıfım ki buna ben cesaret edemyorum ve biliyorsun  ölü kız, seninleykende ölüydü onu iyi yapan sendin. Bu kızı adam eden sendin.Şimdi o kadar yalnızım ki tabutumda, bazen bakıyorumda, resmen,  ışığı sönmüş bir sokak direği gibi boynu bükük.

5 Ağustos 2015 Çarşamba

Merhaba Güneş

Erken kalkmanın çok güzel bir doğası vardır. Dolu dolu bir bardak su içtikten sonra bu kez her  zaman ki  hazırlığına girişmedim, herzazaman ocakğa kahva için  su koyar ve hazır kahve yaparım.. Bu kez  biraz ceviz  kırdım, atıştırdım. Elimde uzun süredir okumadığım kitabıma göz attım. Bir yandan da işe başlamak için garip bir acaleciklik vardı üstümde :). Sıradan bir gün ölüme yaklaştğım bir gün daha, kendime zaman ayırmadığım, çokça kızdğım kendime hep o kötü davrandığım anları bıraktım. Bu sabah kendime iyi davrandım. Kendime, kızım sen şimdi çok mutsuzsun ya ya daha mutsuz ol ve nasıl yaşandığını gösterdi. Hayat biçimim mutlusuzluktu. Hayat biçimim hedeflerimin uzaklığı, öfkenlenmek ama bu yazı sakin bir yazı olacak. Erkeklerin olmadığı, iş , saçma insanların olmadığı yumuşak içimli bir kahve gibi olacak. Hayalini kurduğum adını bilmediğim bir ülkenin, kaybolmuş sokakalarında, gezmek olacak.Köşe başında kopardım öpücük olacak. tatlı bir yazı olaak işte. Hiç bir şey vaad etmiyorum, sana :) . Kendime bile edemezken sen, ne istiyorsun ki benden??? yalini defalarca kurduğum şu gidiş varya. pırangamdan nefretsem de seviyorum. Şu gidiş i son zamanlarda daha sık düşünür oldum. Beni  burada mutlu edecek ne varki?  Bu kadar olumsuz baktığım ve 17 yaşında daha yaratıcı, daha zeki daha cesaretli olduğum, kesin.  28,5 yaşında insan ne ödlek oluyor ama :) Ben bir ödleğim. Selam Ödlek kız :) Keşkelerden kurtulduğun zaman özgür olursun. Keşkelerimden kurtulmak için sık sık telkin ediyorum, çoğunlukla işe yarıyor ama şimdi bu sabah hiç işe yaramıyor ve beni iç gerginliğimi arttırıyor. Kötü olan bir şey ile kendimi kıyaslıyıp iyi hissedemem bu saçmalık.

öfkemi peynir eklemek arası yapıp yemek istiyorum.Telaşımı, aceleciliğimi ise asmak istiyorum , kıskançlıımı yakmak istiyor çığlık çığlığa. 

18 Temmuz 2015 Cumartesi

Yalnız olmaz kötü değildir


Yalnız olmanız, asosyal olduğunuz anlamına gelmiyor. Kendinize zaman ayırmanız ve kişisel hedeflerinize yoğunlaşmanız sizin için sağlıklı bir durum. Biriyle birlikte olmak eğlenceli ve farklı bir deneyim olabilir, ancak sırf hayatınızda birinin olmasını istediğiniz için biriyle birlikte olmak size zarar verebilir. Bu nedenle kendinizden ve karşınızdaki kişiden emin olmadan ilişkiye başlamaya çalışmayın.

9 Temmuz 2015 Perşembe

Elma İle Pinnaruti


"Elma yalnızca bir elmadır. Eğer konu aşk değilse..." 
Ben sana elmayı anlatayım...
eğer varolmasaydı şimdi hepimiz mutlu ve huzurlu yaşıyorduk, sonsuz bir güzellik bahçesinde her istediğmizin gerçekleştiği bir evrenin  mutlu sakinleriydik.  Ama öyle hınzır bir meyvedir ki elma insanoğlunu yeri geldiğinde cennetten kovdurur.  Aklın sınırlarını taşırır minik bir ısırık yüzünden bak ne haldeyiz.
Ama yine aynı elma kendini affettirmesini de bilir. Sence tesadüf mü Newton'un kafasına düşen meyvenin yine elma olması. Klasik fiziği başlatan meyve aynı zamanda dünyanın en fazla çeşide sahip bitkisine sahip.
kısacası
"Elma yalnızca bir elmadır. Eğer konu aşk değilse..." 
ama eğer aşksa....
Elma ile Pinnaruti aynı şey 
cennet ve cehennem
akıl ile delilik
huzur ve sinir krizleri:)))
Dişi dudaklarına, dişimle yazdığım 
iki heceli erkek adımı
ve seninle ben diye başlayan her söz biraz elma gibi
yasak bile olsa ısırmaya
icabında cennetten bile kovulmaya değer
Çünkü bir sokakta iki kişilik yürümek 
diğer yarının neleri beğeneceğini düşünmek bak bunu severdi, dur şunu ona anlatayım demek güzeldir.
Her filmi iki kişilik izlemek her sözü iki kişilik duymak ve yaşadığın her şeyi yaşandığı anla değil onunla paylaşıldığı an ile kıymetlendirmek güzeldir.
Güzelmiş.....
Sen benim diğer yarım 
Sevgililiğimiz kutlu olsun güzelim
zaten her gün 
DÜNYA pinarutti GÜNÜ
ve sen hergün benimsin aşkım.

30 Haziran 2015 Salı

yine bir gün

Aslında seviyordum ya melankolik takılmayı, bilirsin işte sigara içki içen, kırmızı rujlu topuklu ayakkbı giyen kızlar. Hiç öyle değilim sigara bile içmem oysa ki. Sırf seninle bir gün konuşmuştuk ya ama sana bu yazıyı yazmayacağım değmezsin dostum :)

Ben hayallerime döneyim Hani bir yazımda bahsetmiştim bir balinanın üstünde ümit burnuna gidecektim. İnan o kadar anlatacak konuşacak şeyim var ki ve bu son 6 ay da o kadar boş insana zaman harcadım ki artık ne ders çıkarmam gerek bilmiyorum. Bir süre sadece şu tezime odaklanıp işleri yoluna koyacağım. Gerçekten yorgun bir beden, yorgun bir zihin ve çirkin saçlarım var.Bugün o kadar çok gitmek istiyorum ki kendimden, döndüğümde ben klamamk için mesela geldiğim de o sahil bana anlamsız gelsin, ya da o hastane sokağından nefret ediyorum yıksalar orayı , yada bir kaç kelime araba ve isimi yok etseler ya :) mizah duygusunun ironisi öğrettiğin için teşekkür mü etmeliyim ya da diğer öğrettiğin her şey için teşekkür.

Güçlü kadınları sevmeyin, sevemiyorsunuz, beceremiyorsunuz.Nefret ediyorum hesap ödemekten nefret ediyorum, salaklıklarınızdan zekanızın düşüklüğü beni illet ediyor. İnan sizleri küçümsüyorum çünkü gerçekten salaksınız. Bazen derim ki keşke erkek olsam erkeklierin salaklığını gördükçe şükrederim. Sizi küçük plancılar beceriksizler, siz inanılmaz kötüsünüz, cunku kadınları, güçlü kadınların ne kadar güçsüz ve kırılgan olduğunu anlayamacak hödük ve bi o kadar da bencilsiniz.Rakibiniz gördüğünüz kişi kim ?Değmezsiniz işte hiç biribiniz hele benim gibi bir kadın sana mutlsuzluk getirecek göze alabiliyor musun.Biliyorum göze alabiliyorsun amalar, nedenler, niçinler.

16 Haziran 2015 Salı

saçlarımın son hali

Selam dünyalı,

ben uzaylının yakınnda saçı kalmayacak, o vakit gelip bende sizin dünya da saç ektireceğim. 1 sene sonunda bu kadar saçımın dökülmesinde yine bir dünyalının mı etkisi oldu yoksa bir hastalık bilmiyorum. Her geçen gün üzülüyorum.Bizim uzaylı kadınlar arasında da saç modası var. İnanılmaz güzel uzun sarı saçlar bizim uzatlı erkekleri felaket etkiliyor.Sizin avrupalı kadınlara benzemek için sürekli dünyaya geliyoruz bir sarısını kaçırıp, elimizi , saçımızı ayaklarımızı, gözümüzü onlara uyduruyoruz ama meme konusunda cok başarılı değiliz.Teknolojinin ilerlemesini bekleyeceğiz. Biz uzaylı kadınların en çok müzdarip olduğu konu ise yine diğer uzaylı güzel kadınlar.Benim mesela iuan tek sıkıntım neden saçlarım diğer uzaylı kadınların ki daha güzel olmuyor neden neden neden. Bizim uzayda sonsuz enerji olduğu için her şey bedava da ayol kalkıp kim iş yapacak. Kimse bir sey yapmadığı için herkes kendi işini yapmak zorunda. İnanılmaz zor geçen gün aynı günde heme evi boyadım, hem saçımı boyadım, hem tırnaklarımı o avrupalı kadınn ki uzatıp süsler yaptım hemde daha sonra yatak örtüsü diktim.A ayol çok işim var.Neyse saç konuna dönelim, yaklaşık bir sene önce saçlarım dökülmeye başladı daha önce  kafa sürmediğim uzay asidi kalmadı hiç bir sey olmadı ama şimdi yakında kellik masteri yapıp uzay üniversitesinde hoca olacağım. Tüm bunların sebebi eğer bir dünyalı erkekse kendimi güneşe ışınlatacatacağım. Geçenlerden ayın yüzeyinden size bakıyorum da ne güzel bir dünyanız ve ne güzel kadınlarınız var. Bizlerse yeşil renkte, uzun boylu, ince, kıvrımlı hatlara sahibimiz ama sız ne güzel kısa boylusunuz. Siz çok güzelsiniz dünyalılar ve erkeklerinize ise yakışıklı bızım uzay erkekleri  ellerinden enerjı  ısınlayıp sizi uayda istediğininiz yere götürür, ne sıkıcı ama siz araba sürmek ve uzun uzun uzun konuşmak zorundasınız ya biz. Bunlara hiç ihityacaımız yok empati ile tüm duygularımız anlatabiliriz. Dokunmak zorunda ya da ek işaretleride yapmak zorunda değiliz. Sizlerse bir şey anlatabilmek için 9 takla atıyorsunuz. İnanılmaz heyecanlı. Tamam artık itiraf etmeliyim sizin dünyalı biri seviyorum ama ayrı dünyanın insanlarıyız, evrene aynı yerden bakmıyoruz. Bakış açımız cok ayrı o zaten beni de sevmedi. Sahil kenarında muhteşem evinin önünden çok kez ışınlandım ancak  fark etmedi hatta ona yazı bile yazdım latin harfi ile  inanılmaz zor,  yazıya hiç ihityacım olmaz.Ayrıca onun saçı var benım ise saçlarım 6 evren ayı  sonunda bitecek. Simdi senden isteğim bana dünyalı kadınların güzellik ilaçlarını göndermen .Bu mektubu hiç bir dünyalıya gösterme zaten hiç kimse inanamayacak. Uzaylı kumral kadın.

daha çok sızı

Daha çok yazmak, kusmak, tüm midemi ve bağırsaklarımı insanlığın önüne dökmek istiyorum.Cesaretsizliğimden o kadar kıvranıyorum ki ağlamak için gözlerim dolduğunda utanıyorm kendimden. Ben ölü kız  nasıl oluyorda kendime kızıyor, kendimi yerden yere vuruyor ben neden bu kadar acımızsızım yine kendime.Ben ben ben ben, bencillği bu kadar severken neden kırılıp dökülen olabiliyorum yok yok yok unut hepsini. Hani bir yamaca tırmanmıştım muhteşem bir duygu ile atlamak istedim aşağıya sonra ama acı çekmekte çok güzel. Unutmanın da var olduğu bu dünya da bu erkeklerin hepsini unutcaksın, bütün kızları sileceksin. Ben kalacaksın.Ben kalacağım belki yalnızlığımdan da çokça utanıp. Hepsi senin yüzünden diye haykıracağım. Siz hepiniz beni öyle kırdınız ve yok ettiniz ki. Şimde çokça iyim ,çokça gülüyorum keyifliiyim. Nedensizliğin olduğunu düşünmeyip günceleri doldurmak. Semanın sonsuzluğuna çokça uçmak isterim ve çokça heyy orada ne var derim yaa. Bazende  bir guam çukuru gibi hepkara bir delikte beni rahatsız edilmem ya. Neyse ki akıllıyım. Neyse ki henüz maskelerimi istediğim gibi kullanabiliyorum. Ben zeki akıllı ve kurnaz biriyim :)

15 Haziran 2015 Pazartesi

Ne olur fazla mütevazı olmayın!…



Televizyon izlerken birilerine bakıp da "Ya bu adam bu sığlıkla nasıl buralara kadar gelebilmiş" diye düşündüğünüz oldumu hiç?

Ya da işyerinizde sizinle aynı ya da daha üst aşamada bir görevde olan bazıları, sizde büyük bir şaşkınlık uyandırdı mı?; onlara bakıp "Bu cahillik, kendini bilmezlik nasıl fark edilmez?" diye iç geçirdinizmi?

Justin Kruger ve David Dunning adlı iki ABD'li bu hissi çok yaşamış olacak ki, iki psikiyatri uzmanı, 10 yıl kadar önce bir teori ortaya attı:

"Cehalet, gerçek bilginin aksine, bireyin kendine olan güvenini artırır."

Ve bunun üzerine bir araştırma başlatıldı. Fizyolojik ve zihinsel alanda yapılan çeşitli uygulamaların sonucunda şu bulgulara ulaşıldı:

Niteliksiz insanlar ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

Niteliksiz insanlar, niteliklerini abartma eğilimindedir.

Niteliksiz insanlar, gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

Eğer nitelikleri, belli bir eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Bitmedi…

Cornell Üniversitesi'ndeki öğrenciler arasında bir test yapıldı veklasik "Nasıl geçti?" sorusuna öğrencilerden yanıtlar istendi…

Soruların yüzde 10'una bile yanıt veremeyenlerin "kendilerine güvenleri" müthişti. Onların "testin yüzde 60'ına doğru yanıt verdiklerini" düşündükleri; hatta "iyi günlerinde olmaları halinde yüzde 70 başarıya bile ulaşabileceklerine inandıkları" ortaya çıktı.

Soruların yüzde 90'ından fazlasını doğru yanıtlayanlar ise "en alçak gönüllü" deneklerdi; soruların yüzde 70' ine doğru yanıt verdiklerini düşünüyorlardı.

Tüm bu sonuçlar bir araya getirildi ve Dunning-Kruger Sendromu'nun metni yazıldı:

"İşinde çok iyi olduğuna" yürekten inanan 'yetersiz' kişi, kendini ve yaptıklarını övmekten, her işte öne çıkmaktan ve aslında yapamayacağı işlere talip olmaktan hiçbir rahatsızlık duymaz! Aksine her şeyin hakkı olduğunu düşünür!

Ancak bu 'cahillik ve haddini bilmeme' karışımı mesleki açıdan müthiş bir itici güç oluşturur.

'Eksiler' kariyer açısından 'artıya' dönüşür.

Sonuçta, 'kifayetsiz muhterisler' her zaman ve her yerde daha hızlı yükselirler…

Bu arada, gerçekten bilgili ve yetenekli insanlar çalışma hayatında 'fazla alçak gönüllü' davranarak öne çıkmaz, yüksek görevlere kendiliklerinden talip olmaz, kıymetlerinin bilinmesini beklerler…Tabii beklerken kırılır, kendilerini daha da geriye çekerler… Muhtemelen üstleri tarafından da 'ihtiras eksikliği' ilesuçlanırlar…"

Ne olur fazla mütevazı olmayın!…

"Siz de çevrenize şöyle bir bakın" diyeceğim ama eminim bu satırları okurken bile aklınızdan bir dolu yüz, bir dolu isim geçti…

Bence Dunning ile Kruger'in, bu çalışmalarıyla 2000'de, Nobel yerine Harvard Üniversitesi'nin LG Nobel'ini alma nedeni "cahil olmamalarıydı".

Gönlümün nobelini bu ikiliye vererek yazımı Bertrand Russel'in bir sözüyle bitiriyorum:

"Dünyanın sorunu,akıllılar hep kuşku içindeykenaptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır."

20 Mayıs 2015 Çarşamba

korkaklık macerası


yine karşı karşıya kaldık
sana bir peri masalı gibi gelir bu anlar
Bana sonu gelmez acı dakikalar
gitmerler nerde,yollar nerde
yine tutsak hissettim kendimi
sandelyede kelepçeler
bırakmak ya da tutmak için hiç bir çaban yok
anlıyorum
haklısın
tüm yollar senin der gözlerin..
her çeşit yol senin
ama kalk kalka biliyorsan o sandelyenden
git dayabileceksen
git bir daha dönüp aramayacaksan
sözlerimin her biri uçuşan kelebekler
öyle hayranlıkla izliyorsun ki..
dayanamıyorum, bıkıyorum
demiştim ya...
sence bu bir peri masalı
bence tutsağın korkaklık macerası

düş pazarı

Elimi alnına götürdüm, terlemişti,
utandı, saçmalama, dedim
alnın parlıyor, hafif gülümsedi
hastayım yüzüm pul pul dökülüyor
krem sürüyorum,
büyük bir ciddiyetle olsun, dedim
içimden konuştum, ona dokunmuştum.
çok tatlı bir hissle,
sorun yoktu, karşımdaydı.

for melankoli

19 Mayıs 2015 Salı

Şiir yazdım

Ya düşlemediğim yerdeydin ya da yerin dibinde,
ya ben çoktan gitmiştim, semanın sozsuzluğuna
ya da sen  gönül gözünde körebesin
hiçim, yokum, suskun, vurgun
sonsuz gökyüzüne bakışlarım,
gökyüzü mavisi gözlerinden kaçışlarım
anlaşılmazdın ya, gizemliydin ya,
çok defa niyetlendim gitmeye çok defa da küfrettim sana.
romantik olmayan bir gece
 yıldızları göremedim bir gece
geldim sana.
Son kez gökyüzüne bakacaktım..Kararlıydım.
yoktun, gitmiştin
 ben yokmuşum gibi.

2 Mayıs 2015 Cumartesi

Güzel bir pazar günü

Merhaba Tatlım,

Erkenden yeniden gözlerimi dünya ya açtım, ölmek için yattığımız her gece sabaha kalktığımız günler vardı, çokça. Sevilmemenin ne kadar acı olduğunu hatırlamaktı. Uyanmak, çirkinliğin bir bedeli vardı, sevilmemekti. Daha çok sigara ve içki süslediğin günlerdi geçirdiğin. Sevilmemekti aslında her şeyin başlangıcı. Aslında istediğin kişi tarafından sevilmemekti. Senin hikayende böyle değil mi? Haydi ama itiraf et kanadın kaç kez kırıldı? Kaç defa olduğu değilde ne kadar derin olduğu, durmayan acı olduğunu ikimizde biliyoruz. Burası senin ve benim dünyam benim yazdıklarım kadar senin anladıkların var. Bu sabah kalktığımda gülümsemiyordum ama dünden çok iyidim keyifliydim, artık her şey berraklaşıyor ve unutmanın dünyanın en güzel  hediyesi olduğunu, yeniden gülümseyerek hatırlıyordum. Dile getirmek ve bir daha unutulmamak üzre kayıt edildi tüm bunlar ölü kızın rehberine. Ölü kız zaten puslu şehir güneşine hiç inanmıyor, yalnız başına,  toplmda 55 m2 lik evinde bu kadar küçük olmasına rağmen dünya ^nın en büyük  ve sıkıcı mekanı nasıl oluyordu, anlamlandıramıyordu.Dün akşam yaptığı aptalca mektuptan sonra bekleyişe başladı. Yüzünü bir daha asla görmeyeceği birine yazdı ve çizdi ve bir cümleden ondan gelsin diyip defteri kapatmaya hazırladı kendini. Artık tüm erkekleri, rehberine kayıt edip  yoluna bakacak ve yeni kurbalarını bulup hiç kimseyi kurban yapamadığı için yine kurban olacaktı, ynei plan buydu.

Güzel yazamadığını hataa cok kötü olduğunu düşündü ancak bugun güzek bir gün ölü kız , dedi kendine boşver. Hayat kısa ve hiç kimseye seni üzebilecek kadar kıymetli değil.

1 Mayıs 2015 Cuma

Selam Tatlım

Selam Tatlım,

Sen bir pisliksin tatlım. Geldiğim yerlerin sınırını anlatacağımı falan sanma.. olduğun yerine ne kadar ağır olduğunu asla unutma, yeryüzünde kapladığın  kadar olduğunu unutma. Sen bir pisliksin tatlım.  Hoşgeldin dünyama. hatırlıyor musun? cafe de buluşmuştuk ilk kez bana zorla kahve ısmalatmıştın ve dünya nın en sıkıcı insanı olmanı nasıl oluyordunnn. Sana demiştim ya inanılmaz sıkıcısı, hatta  kırıcı bir kaç kelime etmiştim, aslında çok istememiştim sadece konuşmak istemiştim kavga etmenin bile güzel olmasını :)

ya  sen diğeri,  ve sen diğeri  ve sen  gittiğinden beri ve sen gidebildiğin günden beri gülümsüyorum,  ayağıma bağlanmış bir taşı nasıl çözmeyi becerebildim 

30 Nisan 2015 Perşembe

yaz dedikleri için mi?

Yaz kızım, yazıyorum hakim bey amca,  dedikleri için mi yazıyorum. Yazmayı beceremediğimden yazmadığım için yazmıyordum. Yazsam öyle çok ağlayacaktım ki sırf ağlamamak için yazmıyorum. Nefret kelimesinin bu kadar yakıştığı başka bir beden görmediğim için yazmıyorum. Yazmıyorum iste Türkçe ve kuralı olan hiç bir şeyle aram  iyi olmadığı için yazmıyordum.Bilirsin matematik ve İngilizcede de iyi değilim. Yazmıyordum Hakim amca yazamıyordum. Midem ki kelebekleri kusmamak için yazmıyordum. İçin için kendini bitiren, elma kurdu gibi, evime girilmesin diye, evimi tüketiyordum, Sen bilmezsin ki ben günleri dolduruyorum işte. Hakim amca,  birbiri ardına gelen kuralları aklımda tutamadığımdan da yazmıyordum, virgülü kaçırmamak için. Düşündüklerimin aptallığından korktuğum için yok yok itiraf edeyim en çokta ağlamamak için pişmanlıklara ''selam '' dememek için yazmıyordum. Dünya'nın altındaki kıt'alarda ne olduğunu düşünüp ancak taşınamıyordum beni benden  alan, bitmek tükenmek bilmeyen cümlelere'' haksızsınız'' dememek için yazmıyorum, yazamıyorum ki.Halbuki ben toprakla bedeni bir olacak, dünya 'da  yapacak günahı kalmamış, günleri dolduyordum. Seni sevdiğimden mi sanıyorsun yazmıyorum.Güven bana seni de sevmiyorum, ben kimi sevebilirim ki? Yazmıyorum, Hakim amca diretme, o kadar o kadar çok uzun hikayem olmadığımdan da yazmıyorum.Bakıyorum ne hikayeler var, ben neyim ki? parmaklarımın ucunda tuşlar, tuşların bana karşı olusundan da yazmıyorum, sevmediğimden değil kafamdaki kelimelere, küfürlere klavyenin yetmesinden de olabilir.Bilmiyorum, işte......  Ben küstüm, diyip dünya'ya küskünlüğümden yazmıyorum.Yazmak değilde, biraz sussakta, koşşsak mesela bir yamaca deli tırmanıp kendimi atsam aşağıda sonra buz gibi suda uyanıp, bir balinanın sırtında Adriyatik 'i geçip İzlanda sahilinde, şişe içinde tuhaf bir yazı bulup, gitsem ya Afrika'nın 'Ümit Burnuna.İşte benim yazmam bu sebeptendir Hakim Amca, kalemim yok , kağıt ıslak ve bir balina üstünde ne yazabilirim. Bir dehliz varmış, hani yüreğimin dehlizlerinde, der yazarlar. eğer öyle bir dehliz varsa, orada kalemimi kaybettiğimden yazmıyorum.Hayatımda hep vasat olduğumdan yazamıyorum.Aynaya baktığımda yeni moda loser olduğumdan yazmıyorum.Sevdiğimin beni hiç bi zaman sevmediğinden yazmıyorum. Sana kırgınlığımdan, susuyorum. Biliyor musun,  bazen boğazıma düğüm ölecek gibi olurken azıcık nefes aldırıp, yine yaşatmandan yazmıyorum. Biliyorsun ya kendime bu kadar kötü davrandığımdan yazmıyorum, hatta yazamıyorum, tam yazacak oluyorum, kapı altından gelen anne sesi gibi yatağıma kıvrılıp zorunlu rüyalara kaçıyorum.Uyumayı sevdiğimden yazamıyorum, senden en çok kaçtığım, en mutlu olduğum anlar.Hani 3 tekerkeli bisiklete Çin e gittiğim, yerçekimini yok ettiğim, tüm insanlığı kurtardığım rüyalarda olduğumdan yazmıyorum. Bazen  tam yazacak oluyorum, şöyle bir sahil turu, tüm hatıralar önümde kocaman duruyorken, nasıl yazarım hakim Amca. Yaz kızım diyorsun da. Sevilmediğim bir sahilde, çok sevildiğim bir sahilde, ağladığım, güldüğüm, yürüdüğüm ve sık sık yalnız takıldığım bir sahilde, ufka bakıp nasıl yazarım. İlk öpüşü kopardığım ve son olacak kırıkları nasıl yazarım. Afrika sahilinden Hind yarımadasına bir şişede giderken, unutlarımı 3 kuruşa sattığımı bile bile, nasıl yazarım, yazmıyorum işte hakim Bey , yazmıyorum. Ağlamayı blmediğimden değil de, yazmayı , yazma kurallarını sevmediğimden de yazmıyorum.Beceriksizliğimle yüzyüze gelmekten, sakarlığımı tüm hayatıma bulaştırmaktan gurur duymadığımdan yazamıyorum. Hıçkırık kelimesnin kadınlara bu kadar yakışırken bana yakışmamasını anlamadığım için yazmıyorum. Kadınlığın kullarını çözemeyip kadın olmakta ve ev temizliğinde de berbat olduğumdan da yazmıyorum. Kırgın değil doğuştan, mutsuzluğa sahip olduğumdan yazmıyorum. Protesto etmiyorum inan kızma,